sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

ɯnplo ʇsü ʇlɐ

108 kişi kendisini tutuyor, 29 arkadaşı var.


05.09.1978 doğumlu, 33 yaşında. şu an yaşadığı yer İstanbul. deli sayar olarak çalışıyor.

BLOG rss kaynağı

adresi: http://nekadardelivar.sosyomat.com/blog
3 yorum var - 07 Mart 2011 22:37 yazılmış
3 yorum var - 04 Mart 2011 01:53 yazılmış
2 yorum var - 03 Mart 2011 23:28 yazılmış
2 yorum var - 03 Mart 2011 20:21 yazılmış
2 yorum var - 03 Mart 2011 19:21 yazılmış
7 yorum var - 15 Şubat 2011 00:59 yazılmış
3 yorum var - 04 Şubat 2011 05:38 yazılmış
6 yorum var - 01 Şubat 2011 21:45 yazılmış
4 yorum var - 24 Ocak 2011 05:55 yazılmış
2 yorum var - 24 Ocak 2011 05:54 yazılmış
1 yorum var - 20 Kasım 2010 05:18 yazılmış
1 yorum var - 18 Kasım 2010 05:10 yazılmış
1 yorum var - 11 Kasım 2010 04:18 yazılmış
2 yorum var - 16 Ekim 2010 02:17 yazılmış
3 yorum var - 06 Temmuz 2010 07:55 yazılmış
2 yorum var - 23 Haziran 2010 00:53 yazılmış
4 yorum var - 09 Mayıs 2010 02:08 yazılmış
4 yorum var - 07 Mayıs 2010 03:38 yazılmış
3 yorum var - 21 Nisan 2010 06:02 yazılmış
1 yorum var - 08 Nisan 2010 03:49 yazılmış
1 yorum var - 08 Nisan 2010 03:38 yazılmış
0 yorum var - 25 Mart 2010 21:58 yazılmış
2 yorum var - 23 Mart 2010 06:35 yazılmış
5 yorum var - 23 Mart 2010 06:34 yazılmış
2 yorum var - 21 Şubat 2010 05:58 yazılmış
1 yorum var - 21 Şubat 2010 05:52 yazılmış
2 yorum var - 21 Şubat 2010 05:29 yazılmış
1 yorum var - 31 Aralık 2009 05:20 yazılmış
8 yorum var - 26 Eylül 2009 00:30 yazılmış
1 yorum var - 18 Eylül 2009 08:45 yazılmış
0 yorum var - 09 Ağustos 2009 05:17 yazılmış
3 yorum var - 31 Temmuz 2009 03:00 yazılmış
1 yorum var - 31 Temmuz 2009 02:44 yazılmış
2 yorum var - 31 Temmuz 2009 02:25 yazılmış
3 yorum var - 31 Temmuz 2009 02:14 yazılmış
0 yorum var - 31 Temmuz 2009 02:03 yazılmış
7 yorum var - 29 Temmuz 2009 16:12 yazılmış
4 yorum var - 29 Temmuz 2009 01:29 yazılmış
1 yorum var - 26 Temmuz 2009 22:58 yazılmış
0 yorum var - 26 Temmuz 2009 01:08 yazılmış
0 yorum var - 25 Temmuz 2009 02:57 yazılmış
1 yorum var - 23 Temmuz 2009 21:58 yazılmış
1 yorum var - 13 Temmuz 2009 20:29 yazılmış
0 yorum var - 13 Temmuz 2009 20:15 yazılmış
1 yorum var - 11 Temmuz 2009 02:58 yazılmış
2 yorum var - 10 Temmuz 2009 05:32 yazılmış
0 yorum var - 10 Temmuz 2009 05:17 yazılmış
0 yorum var - 09 Temmuz 2009 03:01 yazılmış

nekadardelivar panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

[url=][img=][/url]

faruk1   15 Temmuz 2011 15:50  

ya allah için bi ses ver lütfen yani....

faruk1   16 Haziran 2011 02:36  

ya bu sefer çok sürdü ama e hadi gel artık

faruk1   27 Mayıs 2011 18:46  

nerelerdesin gel artık
ses ver seslen artık
bu kadar hasret yetmezmi
vicdansızlığı bırak artık...dost

faruk1   18 Mayıs 2011 14:05  

gel artık güzel insan..

kurt hawkins   27 Nisan 2011 19:47  

aloooooooooo

faruk1   21 Nisan 2011 17:11  

ee hadi ama özledim be bacıcan...

faruk1   16 Nisan 2011 02:17  

geliyorum yoksun
ben hala senden yoksun

sevgi brebat şey özletiyor
bu hasretlik bedel ödetiyor...dost

faruk1   12 Nisan 2011 14:04  

ŞİMDİ SENLE SEVMENİN ANLAMINI ÖĞRENİYORUM VE ....
AYRILIĞI SİLİYORUM TÜM LUGATLARDAN..........
HERŞEY ANLAMINI BİR BİR YİTİRİYOR ..............
İLKSEN OLUYORSUN SON SEN............
NE YÖNE DÖNSEM SADECE SEN......

nekadardelivar   21 Mart 2011 04:42  

her yerde sen
hep sen
yine sen
ee peki nerdesen...dost

faruk1   07 Nisan 2011 18:25  


delimmmmmm unutmadım seni =))

geceninenderinkosesi   16 Mart 2011 18:22  

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. Beşiktaş

    Beşiktaş

    3081 üyesi var. üyelik serbest.
  2. vasıflı deliler

    vasıflı deliler

    2865 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  3. kahve

    kahve

    2698 üyesi var. üyelik serbest.
  4. şiir

    şiir

    1415 üyesi var. üyelik serbest.
  5. Sagopa Kajmer

    Sagopa Kajmer

    882 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  6. ah minel aşk

    ah minel aşk

    233 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  7. soru-cevap

    soru-cevap

    196 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  8. Siyah

    Siyah

    1214 üyesi var. üyelik serbest.
  9. yalnızlık

    yalnızlık

    567 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  10. TÜRK

    TÜRK

    457 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.

1 2 3

müzik kutusu

empeüçlerim

@ʎsuɔa rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

Kadın 27 yaşında... Yüregi, kar beyaz soguklara terkedilmiş ama inat bu ya hala sımsıcak.Elinde samur fırçası, geçmişi karalayıp bugünü renklendiriyor hiç durmadan. Renkler kıpır kıpır, içindeki çocuk haşarı mı haşarı... Gözleri ise bugulu bakmakta hüzünlere yenik...
Hayatı sorgulamaktan çoktan caymış. Arayışları var kendinden bile sakladıgı. Bela da geliyorum demez ya... İşte böyle bir anda; ruhu sanal dünyanın kapısından sızıverir içeri sessiz, habersiz... Hani şu chat canavarı var ya bu günlerin belalısı. Orada kendisi gibi şaşkın yüreklerin arasında bulur kendini. Ve... olanlar olur o zaman. Hiç beklenmeyen anda buzdan kayar gibi ''HOOOp'' havada bulur duygularını darmadagınık. Sanki başında deli rüzgarlar hiç esmiyormuş, esenlerde yetmiyormuş gibi.
Erkegin yaşı 30. Hırslı, kendinden emin. Kendisiyle barışık ve yaşadıgına memnun. Kahkahası ekrandan yüreklere taşan, mutlu ve duygu dolu bir bulut adam. Eşi ve çocugu için yaşamakta oldugunu saklamadan kadını daver eder sanal dünyanın sanal aşk oyununa. Acemidir kadın. Belki genç adam da öyle. Oynadıkları oyunun tehlikesinden habersiz bir masalı yaşamaya başlarlar. Ekranın karşısında nefeslerini tutup beklerler sevdalısının gelmesini. Zamanın koordinatları buluşmadıgında, birbirlerine teget geçtiklerinde hüzün yayılır gecelere. Sabah yeni umutlara gebe başlar. Ve ekranda dogarlar her buluşmaya yeniden...
Duyguların en fırtınalısına yakalanırlar.
Birbirlerini gerçekten merak ederler.
Bulut adam kadının açlıgında, üşümesinden bile sorumlu tutar kendini.
Kadınsa adamın yorgun hallerine dayanamaz. Elleri dokunmasa da ellerindedir artık.
Günler aylar geçer...
Hayaller ekrana sıgmaz olur.
Artık görmek isterler birbirlerini. Dokunmak, sarılmak isterler. Hatta çılgınca sevişmek...Kadın kıvranır onsuzlugun acılarında. Özlem şiddete dönüşür. Acıtır... Oyun degildir artık bu. AŞK ekranda degil hayatın ta içinde yaşamaktır.
Bulut adam sorar durmadan;
-N'olacak şimdi...
Kadın, adam kadar cevapsız...
''Bilmiyorum''der. ''Bilmiyorum''
Artık sorgulamalar başlar duyguları...
''Bu nedir?... Bunun adı ne?''
Yaşananlardır gerçek olan. Hissedilendir.
her sevdanın başını bir karabasan bekler ya...
Beklemese sevda denen şey olmaz zaten.
Artık her şeye gözlerindeki buguların ardından bakmaktadır.
Ve ekrana şunları; buzların arasından aldıgı yüreginin kalemiyle yazar. Yüregini buzlara iade etmek üzere...
''Beni ignore et. ne olur bunu yap.''
Bulut adam şaşkındır belki ama adı gibi bilir. Dogru olan budur. Düşünür bir süre.
Susar ekran.
Susar kadının yüregi...
Ölüm anıdır bu. Verilen son nefestir sanki.
''Sevdam HAYIR dese'' ''Sensiz yapamam dese''
diye bekler nefes almka için.
Bulut adam suskunlugunu bozdugu yerde ölecektir kadın...
Bunu ikiside bilirler.
Bir yazı belirir ekranda çaresizce okunan;
''Netten çıkıyorum o zaman ''Hoşçakal''
Mavi üzerine siyah yazılmış sözcükler kararlı ve kesindir...
Titreyen ve cansızlaşan parmakları son bir kez tuşları gezinir kadının
''Hoşçakal''
Düşer bulut adamın gülen yüzü ekrandan.
Ve
KADIN ÖLÜR....
.....................................yüreğine sağlık ...can arkadaşım...

nekadardelivar   09 Mart 2011 22:51  

........................
..............
......
.
Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde
Şarkılarımda, sözlerimde.
Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.
Sen göreceksin duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.
Bakacaksın, benzemiyor
Gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.
Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.
Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.
Bir gün, tam anlatmaya...
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım...
Anlayacaksın.
.
....
........
.............. cahit sıtkı TARANCI

nekadardelivar   26 Şubat 2011 19:25  

Önce karanlığı yarıp geldiler usulca ve ben korkulu rüyaların ortasında karabasanları yaşarken kesilen nefesimle birlikte bir melek usulca bana “Korkma, geçti her şey” diye sesleniyordu. Yalnızlığıma biraz daha battım bu gece, nedensizce sahipleniyordu beni suskun ruhlar, sen uzaklardan sahiplenildiğimi görünce deliye dönüyordun kendi içinde beklide yahut umurunda bile değildim aslında ben fırtınalar yaşadığını düşünüyordum. Sen sahiplenilmeyi sevmediğimi bildiğin halde beklide bir şiiri, beklide bir ruhu beklide bir şarkıyı sahipleniyordun ben diyerek, hissettikçe kaçıyordum senden uzaklaşıyordum varlığından aslında sen farkında olmadan içindeki beni kaybediyordun.

Deliydim kendinden geçercesine sahile koşan şen çocuk edalı dalgalar gibi, suskun çığlıklarımı azad ediyordum en arzulu sevişmelerimde… Sen gözlerini dikmiştin gökyüzüne bakışlarınla tehdit ediyordun ruhumu, gözlerinle yaralıyordun beni gecenin bir yarısı sözlerinle kanattığın gibi… Oysa ben sana çoktan anlatmıştım bu hayatın benim olmayan mecburiyetlerini yaşadığımı… Kıskanılmaktan nefret ettiğim kadar hiçbir şeyden nefret etmemiştim hayatımın sahnesinde yer alan kadınlarım sayesinde… Sen kendini bulunmaz hint kumaşıyla eşdeğer tutuyordun belki de o sıralar, belki de yakıştıramıyordun beni kendine o nedenle çıkmıyordun hızla dönülen köşe başlarının ardından karşıma… Önceleri “Neden sustuğunu şimdi daha iyi anlıyorum” diyordun rüzgârla birlikte ve hiçbir şey anlamadığını gösteriyordun cinnet akşamlarının hüzünbaz savruluşlarında kaybederken ruhumu. Sayende şiirlere de küstüm. Bu saatten sonra gelsen de bir şey ifade etmiyorsun artık benim için, çünkü kağıtta duyguların ağırlığını taşıyan beyazlığın yüreğinde kirletilmiş bir bağlaç gibisin cılız kelimelerimin arasında… Ben sana susuyorum o anlar aklıma geldiğinde, içimde zamansız bir mevsim beliriyor hiç sebepsiz, üşüyorum önce sonra kar altında kalıp yanıyorum mağmaya düşmüşçesine… Üzülüyorum, sen üzmekten vazgeçmiyorsun, her seferinde bir daha yapmayacağını söylüyorsun aramıza giren vuslatsız dağlara, bir daha yapmayacağını söylüyorsun beni bir fidanın belinden kıran sert bir rüzgar gibi kırışlarının sonunda… Bir daha bana öyle davranamayacaksın, çünkü sen kendi ellerinle her davranışında öldürdün içimde büyüttüğüm seni, yapma dediklerimi yaparak… Oysa ben seni çok sevmiştim bir zamanlar.

Sende biliyordun sana ait olmayacağımı, bende biliyordum bana ait olmadan yaşayacağını ama nedense hep sevgi sözcüklerinde birbirimize ait olduğumuzu haykırdık yalan olduğunu bile bile… İhanet göz kırpıyordu aslında gerçek olmayan isimlerle aşktan alınan hesaplarda… Ne muhasebesini tutabildim ben yüreğimdeki sevdanın, ne muhasebesinden anlayan bir insan bulabildim, hani bulsaydım kesindi yüreğime saracağım, vazgeçmeleri yaşamayacağım, vazgeçmeler ustasıyım diyordu şair, bende kendimi mi bulmuştum ne o şiirlerde? Sana kaç defa dedim de söz dinlemedin, “Can Yücel’in şiirini oku” dedim sana hayatın içinde mutlu ol diye…

*”Bağlanmayacaksın bir şeye
Öyle körü körüne
“O olmazsa yaşayamam” demeyeceksin
Demeyeceksin işte
Yaşarsın çünkü
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki
Çok sevmeyeceksin mesela
O daha az severse kırılırsın
Ve zaten genellikle o daha az sever seni
Senin O’nu sevdiğinden.

Çok sevmezsen çok acımazsın
Çok sahiplenmeyince
Çok aitte olmazsın hem
Çalıştığın binayı
Masanı, telefonunu, kartvizitini
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.”

Biliyorum yine söz dinlemeyecektin, sahiplenecek hatta yaşamak zorunda olduğum mecburiyetlerin önüne geçecektin gururuna yediremeyerek… Hayatımın tam orta yerine oturacaktın, elinde iplerin olduğunu zannederek çekecektin bir yerinden ipin, ruhumu o ipin ucuna bağlayıp beni bir çemberin içinde hapsedecektin kendince, kimselerle paylaşmayacak, sınırlar üstüne sınırlar çizecektin. Ama benim ufuklarımın bile sınırlarının olmadığını hiçbir zaman anlamak istemeyecektin. Çünkü ben seni sınırlamak için sınırlarla sevmedim, söyleyip de sınırladığımı düşündüklerinse sadece senin rahat etmen içindi. Şimdi gelsen bile bana ancak gece yarıları kafamı duvarlara vurarak yaraladığım ve senden izi kalan bir cinnet gecesinin karasıyla gelirsin ancak… Ve ben siyahı görmek istemiyorum artık… Sana inat yaşatırsan bu hayatı biliyorum ki ikimizde bir gün gelecek çok üzüleceğiz… Şu an ben hayatı çizdim ve inatlarım da yok aslında, tek derdim var benim canımın, ruhumun, hayatım dediğimin can bulması, şifa bulması… Ama sen yokluğunla, hayatının ortasında şen kahkahalar atarken, bunu anlayamazsın biliyorum, sadece bir bataklığa düşe çobandeğneği gibi ihanet saplantısına düşersin, batarsın kendi içinde günden güne hiçbir şey yokken görünürlerde. Hüsnü kuruntuların senin olsun sevgili, sen her nerdeysen öyle yaşa… Çünkü ben artık üşüyorum ama sensizliğimden, bunca sene seni bekleyip senin gelmeyişinden sanma üşümelerimi... İçimde doğduğumdan beri dinmek bilmeyen bir fırtına, bitmek bilmeyen bir kış, son bulmayan bir ayaz var… Üşümelerim çaresizliğimdendir, yanmalarım tutkumdan… Ben her ne olursa olsun bu hayatımda gözlerimi kör eden bir tutkum ol istedim mecazi anlamda ama sen gözlerimi kör ettin gerçek yaşamda… Aşkın mecaz-ı mürseli yalnızlık şimdilerde benim için… Teşbih-i beliği yok bu sevdanın… Çünkü teşbihsiz yaşıyorum çaresizliğimi ve mecburiyetlerimi… Keşke anlayabilsen beni…

BAKİ EVKARALI
24.Mayıs.2010

nekadardelivar   24 Şubat 2011 03:48  

KANATMA DÜŞLERİMİ

[ kalin ]

Ah min-el aşk! Tozkoparan bir rüzgâra benziyordu nefesin gezinirken boynumda ve ben göğsümde saklıyordum ellerini üşümesinler diye… Hava soğuktu, bizim umurumuzda bile değildi dışarıdaki kızılca kıyamet, dudaklarında bir kor saklıyordun sen ve ben o korda yanıyordum bir pervane misali, ateştin sen bense bir tek sende yanmaktan korkmadım ki…

Ama sen bilemedin yangınlarımın sensizliğimde verdiği acıyı, hep başka alevlerin ortasında yandım sandın, oysaki ben ruhumda taşıyorken ateşini, nasıl başka alevler sarabilirdi ki bedenimi… İlle de dokunmalıydın değil mi düşlerime, olmuyordu değil mi hissetmeyince düşlerimin alasını ve mabedinde saklamalıydın ille de ruhumun güneş söndüren hiçliğini, gürül gürül gelmeliydi sana akan hayat… Beni saklamalıydın kendinde ama beni kendine saklamayı hapsetmek sanarak ne çok acıttın canımı…

Canım, baltanem, ben baharlanırken sana ve uyanırken kışın sonunda bir bahar gibi, sen sakla beni yine de en derinliklerinde ve huzurumu doldur içine bir bebek uykusu tadında, saçlarının kokusunu yokluğunda bile içime çekiyorum ama sen “Aşk dokunmaktır” diyorsun en karanlık düşlerimde... Ve gidiyorsun… Bense ardından haykırıyorum sana seni sevdiğimi, aşk diyorum ille de dokunmak değildir ben senin ruhunu sevdim diyorum, karanlığa karışmadan önce bir el sarıyor bedenini, korkuyorum seni kaybetmekten, ürküyorum. Korkularımı ayaklarımın altına alıp sana koşarken, beni bırakıp gidiyorsun “Ne yaparsan yap” dercesine… Gitme!

Gitme, gel sevişelim sabahlara dek istersen dışarıda tufan kopsun, gel gitme ne olursun tamam vazgeçtim her şeyden en azından göğsünde bir anlık huzurlu bir uyku ver bana, tamam hepsinden de vazgeçtim dizlerinde yatır saçlarımı okşa yeter diyorum, yeter yetmesine de, hepsi bir feryattan öteye geçmese de ben bunları yaşıyorum sensizliğimin hüzünbaz renklerinde, bak siyaha boyanıyor düşlerim, ben dizlerinde buluyorum kendimi, kırmızıya boyuyor dudaklarındaki öpüş birden aydınlanıyor sevgilerim, ben sevdamı yaşarken içimde sarımtırak hüzünleri geride bırakıyorum… Bana senin rengin nerede deme, sensin benim gökkuşağım anla işte.

Anlasan kaç yazar ki değil mi, zerre kadar değişmedin sen kendi içinde, yine aynı terane yine aynı hikâye, hep değişimlerin peşinden gittin ama bir nebze değişmedin değil mi? Kıskanma beni ne olursun, sen kıskandıkça sadakatimi sorguluyorsun, sen sadakatimi sorguladıkça güvenimi yitiriyorsun, ben güvenimi ellerine bıraktığım sadakatimle senin bu durumlara düştüğünü gördükçe tükeniyorum anlıyor musun? Tükeniyorum, gel tüketme beni, inan bana benim bende bir harf kaldıracak durumum kalmadı, üşüyorum geceleri o zaman çünkü sen benden gidiyorsun, hayalinin peşine takılıp gidiyorsun ve ben yapayalnız kalıyorum, ne yapsam ısınamıyorum sevgili… Üşüyorum.

Sana olan sevgimi bir tohuma verseydim eğer koskoca bir çınar olurdu bir anda ve gördüklerine inanamazdın, öylesine ayakta dururdu ki sanırsın yüzyıllık… İşte ben sana bunu anlatamadım ki kökleri sağlam olsa kaç yazar sevgili. Nerelerdesin bilemiyorum, şimdi kimler saklıyor seni kendine, kimler seviyor ruhunu ve söyle bana haydi kimler okşuyor saçlarını dizlerine yatırıp seni… Yapma! Kanatma düşlerimi…

Kala kaldım avuçlarında cansız bir kuş gibi, oysa o kadar feryat ettim ki sana, çok sıkma dedim, canım acıyor yapma dedim, şimdi cansız bir kuş gibi kaldım avuçlarında… Hayalinde yok artık beni gözlerinde saklayıp yüreğine gömecek… Toprak soğuk sevgili, ben yüreğinin mezarlığında boş bir mezar buldum ve yattım içine aşktan habersiz, sen üzerime örttün avuç avuç toprağı… Ben toprak oldum sevgili ve sen sanıyor musun ki toprağın altında kalacağım öyle suskun, bir tohum bulurum ruhuma denk düşen, çatlatırım sevdamla o tohumu, sonra çıkarım toprağın altından asi bir fidan gibi, aşkla filizlenirim sana, çiçeklenirim ve sen kokarım sevgili… Seni sevmeme engel olamazsın ki… Onun dışında ise özgürsün. Gidişin acıtsa da canımı hırçın bir rüzgâr gibi, sensizliğin karşısında eğilmem bir daha ve seni yaşarım her hücremde… Kolaysa engel ol hadi seni sevmeme…

BAKİ EVKARALI

nekadardelivar   24 Şubat 2011 03:35  

Son kez yakıp odasının
Hüzünlerinin sarımtırak ışığını,
Yazmadan önce yıldızına bakıp,
Kendinden saklayarak gözyaşını,
Yorgun bir savaşçı gibi çöktü sandalyeye,
Tütün kokan elleri titriyordu.
Dışarıdaki kalabalık seslere,
Bıraktıkça ruhunu üşüyordu,
Yalnızlığın ayazı açık pencereden,
Tokat gibi bedenine iniyordu,
Sevgili habersizken üşümelerden,
Değersizliğini görüyordu,
Aynaların gerçekliğinden,
Yine de yazıyordu.

Yazdı son şiirini,
Sevdaya dair, özlemlerini,
Harmanladı birkaç dizede,
Ayaklarının altına aldı gururu,
Aldırış bile etmeden hiçliğine,
Sevdiğine sesleniyordu,
Duvardan yankılanan sesiyle,
İçi tarifsiz acıyordu.
Ve sevdaya düşmüş gözlerinde,
Yokluğun boşluğu geziyordu.
Terk etti kendini önce,
Bıraktı her şeyi, sustu.
Yazdı son defa,
Bu onunda sonuydu.

Okuyacaktı bir gün elbet,
Ellerine alıp bu şiiri,
Biliyordu, o an gelecek,
Beyninden vurulmuş gibi,
O da hiçleşecek,
Anlayacaktı o zaman kaybını,
Aşka kurban edilmiş,
Bu adamı anlayacaktı,
İçi burkulacaktı bir an,
Koşmak isteyecekti ona doğru,
Geçit vermeyen dağlardan,
Yankılanacaktı sesi,
Dönecekti yine kendine,
Esirgediği hayali,
Tek hatıra kalacaktı,
Adına yazılan şiiri,
Sonsuza dek ağlayacaktı.

Usulca kalktı ayağa,
Önce ışığı kapattı,
Son kez baktı dünyaya,
Açılan küçük penceresinden,
Selam yolladı yıldızlarla,
Sevgili pembe düşlerindeyken,
Düşlerimin bekçisi derdi ona,
Aklına geldi gülümsedi,
Gecenin bir yarısı,
Yokluğunun habercisi,
Boğazında bir ilmek,
Senin için kanıtsa,
Ölmek,
Gözünü bile kırpmadı,
Vurdu geçmişine tekmeyi,
Asılı kaldı hayalleri,
Neden sonra buldular,
Son şiiri...

..........................bakican......

nekadardelivar   24 Şubat 2011 03:29  


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ


pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage